Uluslararası Para Fonu (IMF), devlet tahvili getirileri yükselirken bütçe dengesizlikleri büyük ülkelerin daha kırılgan olduğu uyarısında bulundu. Fon, piyasaların şimdilik normal çalıştığını da belirtti.

IMF Para ve Sermaye Piyasaları Departmanı Başkan Yardımcısı Athanasios Vamvakidis, Tayland'ın başkenti Bangkok'ta Küresel Finansal İstikrar Raporu'nun Ekim sayısını tanıttı. Vamvakidis, "Piyasa iyi işliyor. Likidite var" dedi.

Vamvakidis'e göre getirilerdeki yükselişte enerji fiyatlarındaki artış, kalıcı enflasyon ve giderek yükselen vade primleri birlikte etkili oluyor. Vade primi, yatırımcıların kısa vadeli tahvil yerine uzun vadeli tahvil için istediği ek getiridir. Bu prim, gelecekteki faizlere, enflasyona ve tahvil değerine ilişkin belirsizliği karşılıyor.

10 yıllık tahvillerin getirisi 27 Şubat ile 30 Eylül 2026 arasında yükseldi. Artışta hem kısa vadeli faiz beklentilerindeki değişim hem de daha yüksek vade primleri etkili oldu. Rapora göre gelişmiş ekonomilerde öne çıkan etken, enflasyon ve daha sıkı para politikası yüzünden kısa vadeli faizlerin yükseleceği beklentisi. Gelişmekte olan piyasalarda ise vade primleri öne çıkıyor.

Getiriler pandemiden sonra yükselmeye başladı. Piyasalar o dönemde düşük enflasyonun, sıfır ya da negatif faizin ve merkez bankalarının parasal genişleme uygulamalarının sona erdiğini gördü. 2026'da ek baskı, Orta Doğu'daki çatışmanın yol açtığı enerji sarsıntılarından, kalıcı enflasyondan ve daha sıkı para politikası beklentisinden geliyor. Bazı ekonomilerde beklenenden güçlü büyüme de artışı besliyor. Birçok ülkede borçlanma senetlerinin getirisi çok yıllık rekor seviyelere ulaştı.

IMF'ye göre vade primleri tarihsel aralıkların üst bölümünde. Bu durum en çok gelişmiş ekonomilerin tahvillerinde görülüyor. Fon, nedenler arasında uzun süren bütçe açıkları kaygısını, yüksek kamu borcunu ve devlet tahvili arzının artacağı beklentisini sayıyor.

Vamvakidis, faizlerdeki ani hareketlerin bir kısmının yatırımcıların pozisyon değiştirmesinden ve zararı sınırlayan mekanizmaların devreye girmesinden kaynaklandığını söyledi. Ona göre faiz seviyeleri ve dalgalanmalar, küresel finans krizinden önceki on yıllardaki düzeye dönüyor. Vamvakidis, bütçe dengesizliklerinin başlangıçtaki etken olmadığını belirtti. Ancak getirilerdeki değişimle dengesizlikler arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu ekledi.

Fonun saydığı riskler arasında enerji fiyatlarında yeni bir artış, yapay zekâ sektöründe düzeltme ve siber tehditler var.

IMF'ye göre enerji fiyatlarında yeni bir artış enflasyonu hızlandırabilir ve para politikasının sıkılaştırılmasını gerektirebilir. Fiyatlara daha duyarlı yatırımcılar uzun vadeli tahvilleri satabilir. Bu da vade primlerini yükseltecek. Borçlarının vadesini yakın zamanda kısaltan hükümetler, yeniden finansmanda daha yüksek risklerle karşılaşacak. Bu durum borç yükünü ve primleri artıracak.

Dalgalanma güçlenirse piyasa likiditesi kötüleşebilir. Tahvil piyasası, işlemlere aracılık eden dealer'lara bağlı. Bilançolarına getirilen sınırlar bu kurumları daha az işlem yapmaya zorlayabilir. İki etkenin bir araya gelmesi getirilerde sert bir artışa yol açabilir.

Riskten korunma fonları (hedge fonlar), devlet tahvilleri ile bunların vadeli işlem sözleşmeleri arasındaki fiyat farkına bağlı pozisyonlarının bir kısmını azalttı. Repo piyasalarında gözle görülür bir baskı oluşmadı. Yine de kaldıraç yüksek düzeyde kalıyor ve bu pozisyonların aniden çözülmesi riski taşıyor.

Vamvakidis'e göre teknoloji sektörü ekonomik dayanıklılığın ana itici güçlerinden biri. Ancak bu sektöre fazla bağımlı olmak kırılganlık yaratıyor. Kârlar beklenenden zayıf olursa ya da yatırımlar beklenen getiriyi sağlamazsa, değerlemelerdeki düzeltme finansal koşulları sıkılaştırabilir. Bu da ekonominin geneline daha geniş ölçüde yansıyabilir.

IMF, yapay zekâ sektöründe kamuoyuna duyurulan 14 anlaşmayı inceledi. Bu anlaşmalarda yaklaşık 300 milyar dolarlık sermaye yatırımı, 650 milyar dolarlık borç finansmanı ve 1,4 trilyon dolarlık gelecek gelir taahhüdü var.

Vamvakidis'e göre bir başka risk, yatırımların gelecekteki gelir taahhütlerine bağlandığı, birbirine bağlı yapılar. Uluslararası yatırımcıların ABD'deki yapay zekâ varlıklarına yönelik maruziyetinin artması da düzeltmenin etkisini genişletebilir. Sektördeki şirketlerin giderek büyüyen borç ihraçları ise yatırımcı talebi konusunda devlet tahvilleriyle rekabet edebilir.

Fon, ülkeleri kamu borçlarını sürdürülebilir bir çizgiye oturtmaya ve tahvil piyasalarının yapısını iyileştirmeye çağırdı. IMF'ye göre merkez bankaları bağımsızlıklarını korumalı, görevlerini yerine getirmeli ve kararlarını açık biçimde duyurmalı. Böylece enflasyon beklentileri istikrar kazanır, getirilerde ani hareket riski azalır.

IMF, siber tehditleri finans sistemi için giderek büyüyen bir sistemik risk olarak tanımlıyor. Aynı departmanda bölüm başkan yardımcısı olan Caio Ferreira, dijitalleşmenin saldırı olanaklarını artırdığını söyledi. Sınırlı sayıda yazılım ürününe ve bulut hizmeti sağlayıcısına bağımlılık, bir güvenlik ihlalinin sonuçlarını büyütebilir. Siber suçlular ise yapay zekâ dahil daha geniş araçlara erişebiliyor.

Ferreira'ya göre gelişmekte olan piyasalar, korunma için ayırabildikleri kaynaklar daha sınırlı olduğu için daha az hazırlıklı. Ferreira, daha fazla siber güvenlik uzmanına, denetim kurumlarının kapasitesinin güçlendirilmesine ve krizlerde daha iyi eşgüdüme ihtiyaç olduğunu söyledi.