Bulgaristan İnşaatçılar Odası (KSB), Kamu-Özel İşbirliği Kanunu Tasarısı'nın bu haliyle gerçek projelere yol açmayacağını açıkladı. Kurum görüşünü kendi internet sitesinden duyurdu. KSB'ye göre tasarı metni, "kamu-özel işbirliğini yasal olarak mümkün ama pratikte uygulanamaz kılan bir çerçeve" oluşturuyor.
Oda, ayrı bir kamu-özel işbirliği kanununu ilke olarak desteklediğini ve bu tutumunu baştan beri koruduğunu belirtti. Tasarıyla ilgili kamuoyu görüş süreci Eylül ayı başında başladı.
Önceki kamu-özel işbirliği kanunu, 2017'de İmtiyaz Kanunu'nun geçici ve nihai hükümlerinin 3. paragrafı gereğince yürürlükten kalkmıştı. KSB, o tarihten bu yana ülkede genel bir yasal çerçeve bulunmadığını, bunun da Bulgaristan'ın Yunanistan'ın gerisinde kalmasının nedenlerinden biri olduğunu düşünüyor. 2019-2023 arasında Bulgaristan'da 880 milyon avroluk kamu-özel işbirliği projesi tamamlanırken, Yunanistan'da bu rakam 2,31 milyar avroya ulaştı.
Tasarıyı hazırlayanlar iki sorun tespit etti. Birincisi, özel yatırımcıların ilgisi düşük, çünkü kamu-özel işbirliğini bağımsız bir proje yöntemi olarak düzenleyen kapsamlı bir çerçeve yok. İkincisi, bu tür sözleşmelerin koordinasyonundan, yöntem desteğinden, hazırlanmasından, değerlendirilmesinden, ihale edilmesinden ve yönetilmesinden sorumlu olacak, yeterli sayıda uzmana sahip bir kurum yok. Gerekçede, 2025 yılına kadar ülkede fiilen hiçbir yeni kamu-özel işbirliği projesinin başlamadığı belirtiliyor.
Oda'ya göre kanun, projenin nasıl uygulanacağına ve finanse edileceğine değil, kamu harcamasının denetimine odaklanarak yazılmış. Metnin yaklaşık üçte biri onaylar, cezalar ve sınırlamalarla ilgili. KSB'nin değerlendirmesine göre tek bir cümle özel girişimi devre dışı bırakıyor. Sözleşme feshinde ödenecek tazminat borç tutarının altında kalıyor. Anlaşmazlıklar da mahkeme dışında çözülemiyor. Sözleşme süresi 35 yıla kadar uzayabiliyor ama bir endeksleme yöntemi yok.
KSB'ye göre tasarı, metinden açıkça anlaşılan ve yoruma ihtiyaç bırakmayan üçüncü bir hukuki rejim getiriyor. Özel ortak seçimi için kendine özgü bir usul ve yapı kuruluyor: Hangi kanuna göre ihale yapılacağına 11 bakandan oluşan Bakanlıklar Arası Kurul karar verecek, ayrıca bir de Özel Uzman Birimi olacak. Görüşte, İmtiyaz Kanunu'nun, Kamu İhale Kanunu'nun ve yeni kanunun ne zaman uygulanacağına dair açık bir sınır bulunmadığı belirtiliyor.
Kanunun uygulama alanı, işletme riskinin devredilmesine bağlı. 2014/23/AB sayılı Direktif'in 5. maddesiyle İmtiyaz Kanunu'nun 31. maddesine göre imtiyazı diğer sözleşmelerden ayıran unsur da bu. Böylece esasen bir imtiyaz niteliğinde olan sözleşme, imtiyaz rejiminin dışına çıkıyor. Oysa eski kanun, tam da direktifle çakışan ve ona aykırı ikinci bir rejim oluşmasın diye kaldırılmıştı.
Oda, tasarıda inşaatçıya yönelik hiçbir düzenleme olmadığına dikkat çekiyor: İnşaat yapma yeterliliğine dair bir şart yok, İmar Kanunu'ndaki "işveren" sıfatı da tanımlanmamış. Sözleşmenin niteliği de belirsiz; İdari Usul Kanunu'na göre idari mi, yoksa özel hukuka göre mi olduğu açık değil. Görüşe göre işbirliği, bir inşaat, işletme veya üretim süreci olarak ele alınmak yerine salt bir finansal işleme indirgenmiş durumda.
Oda, metne ilişkin somut görüş ve önerilerini de yayınladı.